İçeriğe geç
IT Danışmanlık
Network5 dk okumaIT Danışmanlık

Ofiste Wi-Fi Neden Çekmiyor?

Kapsama ile kapasite sorununun farkı, sinyali neyin engellediği, tek güçlü cihazın neden çözüm olmadığı ve menzil genişletici almadan önce bilinmesi gerekenler.

Ofiste kablosuz ağ şikâyeti neredeyse her zaman aynı cümleyle gelir: 'Wi-Fi çekmiyor.' Bu cümle, birbirinden tamamen farklı iki sorunu birden anlatır ve hangisi olduğu anlaşılmadan alınan her cihaz büyük ihtimalle işe yaramaz.

Kapsama sorunu mu, kapasite sorunu mu?

Kapsama sorununda sinyal belirli bir noktaya yeterince güçlü ulaşmaz. Belirtisi nettir: ofisin bir köşesinde bağlantı zayıftır veya hiç yoktur, diğer köşesinde sorunsuzdur. Sorun mesafeye ve engellere bağlıdır.

Kapasite sorununda ise sinyal her yerde güçlüdür ama ağ yavaştır. Belirtisi de farklıdır: sabah erken saatlerde her şey normal çalışır, ofis dolduğunda yavaşlama başlar. Burada mesele sinyal gücü değil, aynı erişim noktasına bağlı cihaz sayısıdır.

Ayrım önemlidir çünkü çözümleri zıttır. Kapsama sorununda erişim noktalarını yaymanız, kapasite sorununda ise sayısını artırıp her birinin taşıdığı yükü azaltmanız gerekir. İkinci durumda daha güçlü tek bir cihaz almak sorunu büyütür bile.

Sinyali ne engeller?

Kablosuz sinyal her engelden aynı ölçüde etkilenmez. Uygulamada en çok sorun çıkaranlar şunlardır:

  • Beton duvar ve kolonlar — özellikle içindeki demir donatı sinyali ciddi biçimde zayıflatır.
  • Metal yüzeyler: çelik raflar, asansör boşlukları, metal dolaplar, klima kanalları.
  • Su içeren her şey — akvaryum, su deposu ve kalabalık bir toplantı odasındaki insanlar dahil.
  • Alçıpan ve cam görece az etkiler; alüminyum kaplı ısı yalıtımlı camlar ise beklenmedik ölçüde engeller.
  • Mikrodalga fırın ve bazı kablosuz telefonlar, 2,4 GHz bandında doğrudan girişim yapar.

Bu yüzden kat planına bakarak yapılan tahminler sık sık yanılır. Aynı büyüklükteki iki ofisten birinde tek cihaz yeterken diğerinde üç cihaz gerekebilir.

Tek güçlü cihaz neden çözüm değil?

Kablosuz iletişim çift yönlüdür. Erişim noktasının gücünü artırmak, cihazın onu daha uzaktan duymasını sağlar; ancak telefonun veya dizüstü bilgisayarın verici gücü değişmez. Sonuç, sinyal çubuklarının dolu göründüğü ama bağlantının çalışmadığı bir durumdur.

Doğru yaklaşım, tek bir güçlü kaynak yerine birden fazla orta güçte erişim noktasını doğru yerlere dağıtmaktır. Böylece her cihaz kendine yakın bir noktaya bağlanır ve yük de bölünmüş olur.

Komşu ağlar ve kanal karmaşası

İş merkezlerinde ve apartman ofislerinde çevrede onlarca kablosuz ağ bulunur. Bunların hepsi aynı sınırlı frekans aralığını paylaşır. Kendi ağınız kusursuz kurulmuş olsa bile, komşu ağların yoğunluğu performansı düşürür.

Cihazların otomatik kanal seçimi çoğu zaman yeterlidir ancak yoğun ortamlarda elle sabitlemek daha kararlı sonuç verir. Bunun için önce hangi kanalların dolu olduğunu ölçmek gerekir; tahminle yapılan kanal değişikliği durumu iyileştirmek yerine kötüleştirebilir.

2,4 GHz ve 5 GHz: hangisi ne zaman?

İki bandın farkı basit bir dengede özetlenir: 2,4 GHz daha uzağa gider ve duvarları daha iyi geçer ama yavaştır ve kalabalıktır. 5 GHz çok daha hızlıdır ve daha az girişim yaşar ama menzili kısadır, duvarlardan zor geçer.

Pratikte ikisi de açık tutulur. Cihazlar uygun olanı seçer; masasında oturan bir dizüstü bilgisayar 5 GHz'e bağlanırken depodaki bir el terminali 2,4 GHz'de kalır. İki bandı ayrı ağ adlarıyla yayınlamak, hangi cihazın nerede olduğunu kontrol etmek istediğiniz özel durumlar dışında gereksiz karmaşa üretir.

Menzil genişletici tuzağı

Mağazadan alınan menzil genişleticiler kolay çözüm gibi görünür ama önemli bir bedeli vardır: cihaz, sinyali hem alıp hem yeniden yayınladığı için o bölgedeki hızı belirgin biçimde düşürür. Kapsama alanı büyür, performans küçülür.

Daha sağlıklı yöntem, ek erişim noktasını kabloyla beslemektir. Bu mümkün değilse ağ ekipmanı üreticilerinin kendi kablosuz omurga çözümleri, genel amaçlı genişleticilerden daha iyi sonuç verir. Yine de kabloyla beslenen bir noktanın yerini hiçbiri tutmaz.

Kaç erişim noktası gerekir?

Bu sorunun metrekareye bakarak verilen bir cevabı yok; belirleyici olan duvar yapısı ve aynı anda bağlanan cihaz sayısı. Yine de bir başlangıç noktası vermek gerekirse: açık planlı bir ofiste tek bir erişim noktası genellikle geniş bir alanı kapsar, bölmeli bir ofiste ise her iki üç odada bir nokta gerekebilir.

Cihaz sayısını hesaplarken kişi sayısını değil cihaz sayısını sayın. Bugün bir çalışan ortalama olarak bir dizüstü bilgisayar, bir telefon ve bazen bir tabletle ağa bağlanır. Yirmi kişilik bir ofiste bağlı cihaz sayısı kolaylıkla kırkın üzerine çıkar; buna kablosuz yazıcılar ve toplantı odası ekranları da eklenir.

Erişim noktalarının aynı üreticinin merkezi yönetilebilen serisinden seçilmesi ayrıca fayda sağlar: cihaz bir noktadan diğerine geçerken bağlantı kopmaz, ayarlar tek yerden değiştirilir ve sorun çıktığında hangi cihazın nereye bağlı olduğu görünür.

Kablosuz ağ parolası ve konuk erişimi

Kablosuz ağ parolasının herkeste olması, ayrılan bir personelin ofis ağına park yerinden bağlanabilmesi anlamına gelir. Bu yüzden personel ağının parolası da erişim listesinin bir parçası sayılmalı ve personel değişikliklerinde gözden geçirilmelidir.

Misafirler için ayrı bir ağ kurulmalı ve bu ağın parolası düzenli olarak değiştirilmelidir. Misafir ağı yalnızca internete çıkabilmeli; iç kaynaklara ve birbirine erişimi kapalı olmalıdır.

Cihaz almadan önce ölçüm yapın

Kablosuz ağ sorunlarında en çok para, doğru teşhis yapılmadan alınan cihazlarda kaybedilir. Ofisin farklı noktalarında sinyal gücü ve girişim ölçümü yapmak yarım günlük bir iştir ve kaç erişim noktası gerektiğini, nereye konulacağını kesin olarak söyler.

Ölçüm yapılmadan yapılan her seçim tahmindir. Tahmin bazen tutar; tutmadığında ise elinizde kutusu açılmış bir cihaz ve hâlâ çekmeyen bir Wi-Fi kalır.

Ölçümün bir faydası daha var: sorunun kablosuz ağda olmadığını da gösterebilir. Şikâyet 'internet yavaş' biçiminde geldiğinde kaynak çoğu zaman kablosuz ağ değil, hattın kendisi veya sunucu tarafındaki bir darboğaz olur. Bu durumda kaç erişim noktası eklerseniz ekleyin sonuç değişmez.

Bu konuda desteğe mi ihtiyacınız var?

Yazıda anlatılanların kendi altyapınızda nasıl uygulanacağını birlikte konuşalım.